in face - Türkçe İngilizce Sözlük

in face

"in face" teriminin Türkçe İngilizce Sözlükte anlamları : 8 sonuç

İngilizce Türkçe
Konuşma Dili
in face expr. karşısında
in face expr. yüzüne
in face expr. yüzüne karşı
in face expr. zorla gözüne sokulan
in face expr. maruz bırakıldığı
in face expr. tam karşısına
in face expr. gözünün önüne
in face expr. kapak olsun

"in face" teriminin diğer terimlerle kazandığı İngilizce Türkçe Sözlükte anlamları : 150 sonuç

İngilizce Türkçe
Genel
slap in the face i. tokat
slap in the face i. şamar
line in one's face i. yüzündeki çizgi
line in the face i. yüzdeki çizgi
door-in-the-face technique i. yüzdeki kapı tekniği adı verilen bir tür ikna etme yöntemi
fly in the face of f. hiçe saymak
go black in the face f. çok kızmak
be black in the face f. çok kızmak
look someone in the face f. birinin yüzüne bakmak
turn red in the face f. mosmor kesilmek
slap in the face f. tokat atmak
face charges in court f. mahkemede yargılanacak olmak
bury one's face in the pillow f. yüzünü yastığa gömmek
be helpless in the face of death f. ölüm karşısında çaresiz olmak
laugh in someone's face f. birinin burnuna gülmek
laugh in someone's face f. birinin suratına gülmek
laugh in someone's face f. suratına gülüp geçmek
spit in one's face f. suratına tükürmek
spit in one's face f. yüzüne tükürmek
shut the door in his face f. kapıyı yüzüne kapatmak
shut the door in someone's face f. kapıyı suratına kapatmak
shut the door in someone's face f. kapıyı yüzüne kapatmak
shut the door in his face f. kapıyı suratına kapatmak
shoot someone in the face f. birisini suratından vurmak
shoot in the face f. suratından vurmak
shoot in the face f. yüzünden vurmak
blow smoke in one's face f. dumanı suratına üflemek
cup one's face in his/her hands f. ellerinin arasına yüzünü/başını koymak/gömmek
punch someone directly in the face f. yüzünün ortasına yumruğu patlatmak
purple in the face s. öfkeli
purple in the face s. alı al moru mor
in-your-face s. agresif
in-your-face s. sert
in the face of day zf. açıkça
in the face of all men zf. çevreye karşı
in the face of danger zf. tehlike karşısında
bang in the face zf. tam yüzüne
in the face of such a situation zf. böyle bir durum karşısında
bang in the face zf. suratının ortasına
in the face of ed. huzurunda
in face of ed. rağmen
in the face of ed. rağmen
in the face of ed. dikkate alarak
in the face of ed. karşısında
in face of ed. karşısında
in the face of ed. karşında
in the face of ed. yüzüne karşı
İfadeler
blue in the face expr. canı çıkıncaya (kadar)
blue in the face expr. pestili çıkana (kadar)
blue in the face expr. hali kalmayana (dek)
blue in the face expr. yorgunluk ya da zorlanma belirtileri gösterme
blue in the face expr. bitap düşene (kadar)
in the face of (something) expr. (bir şeye) karşın
in the face of (something) expr. (bir şeye) rağmen
in the face of (something) expr. (bir şeye) meydan okuyarak
in the face of (something) expr. (bir şey) karşısında
in the face expr. yüzüne karşı
in the face expr. karşın
in the face expr. meydan okuyarak
in the face of (something) expr. (bir şeye) karşı
in the face expr. karşısında
in the face expr. rağmen
in the face of adversity expr. olumsuzluk anında
Konuşma Dili
blow up in someone's face i. her şeyin altüst olması
explode in someone's face i. her şeyin altüst olması
smack in the face i. şamar
smack in the face i. tokat
smack in the face i. suratına bir şamar/tokat gibi inen şey
a smack in the face i. (mecazen) sille
a smack in the face i. (mecazen) sert tokat
a smack in the face i. darbe
a smack in the face i. tokat etkisi yaratan şey
explode in someone's face f. yok olmak
blow up in someone's face f. yok olmak
explode in someone's face f. çok kötü sonuçlar doğurmak
blow up in someone's face f. çok kötü sonuçlar doğurmak
blow up in someone's face f. mahvolmak
explode in someone's face f. mahvolmak
blow up in someone's face f. elinde patlamak
explode in someone's face f. elinde patlamak
stare in the face f. başına gelecek gibi gözükmek
stare in the face f. yüzyüze olmak (başına gelecek)
stare in the face f. (bir durum vb) yakında olması kesin olmak
smash someone's face in f. façasını bozmak
smash someone's face in f. suratını dağıtmak
smash someone's face in f. ağzını burnunu dağıtmak
smash someone's face in f. kaşını gözünü patlatmak
smash someone's face in f. ağzını burnunu kırmak
stick a gun in someone’s face f. yüzüne silah doğrultmak
in someone's face expr. karşısına
in someone's face expr. yüzüne
in someone's face expr. birinin üstüne giden
in someone's face expr. birinin yüzüne
in someone's face expr. birinin yüzüne karşı
in someone's face expr. birini kışkırtan/tahrik eden
Deyim
smack in the face i. (mecazen) sille
a slap in the face i. (mecazen) surata tokat yeme
smack in the face i. (mecazen) sert tokat
a slap in the face i. (mecazen) sille
smack in the face i. darbe
a slap in the face i. tokat etkisi yaratan şey
smack in the face i. tokat etkisi yaratan şey
a slap in the face i. beklenmedik bir darbe
a slap in the face i. hakaret
a slap in the face i. yüzüne tokat gibi inen şey
a slap in the face i. hakaret gibi bir hareket
a slap in the face i. küçük düşürücü bir hareket
a slap in the face i. geri çevirme
a slap in the face i. aşağılayıcı bir hareket
get a slap in the face f. şamar yemek
get a slap in the face f. büyük yara almak
get a slap in the face f. ters yüz olmak
become red in the face f. yüzü kızarmak
fly in the face of f. zıt düşmek
hide one's face in shame f. utancından yerin dibine geçmek
not see one's hand in front of one's face f. burnunun ucunu görememek
slam the door in someone's face f. kapıyı birinin yüzüne kapamak
smash someone's face in f. birinin yüzünü dağıtmak
spit in someone's face f. birinin yüzüne tükürmek
talk until one is blue in the face f. dili damağı kurumak
smash someone's face in f. yüzünü dağıtmak
slam the door in someone's face f. kapıyı yüzüne kapamak
fly in the face of f. baş kaldırmak
fling in someone's face f. yüzüne vurmak
fly in the face of f. meydan okumak
laugh in one's face f. aşağılamak
look in the face f. bön bön suratına bakmak
laugh in one's face f. gülmek
laugh in one's face f. birinin yüzüne gülerek onu hor görmek
laugh in one's face f. gözünün içine baka baka alay etmek
look in the face f. dik dik bakmak
look in the face f. gözünü dikip bakmak
fly in the face of f. karşı gelmek
fly in the face of f. sözleşmeye vb uymamak
fly in the face of f. şiddetle karşı çıkmak
fly in the face of f. takmamak
fly in the face of f. sözünü dinlememek
complain till one is blue in the face f. başının etini yemek
complain till one is blue in the face f. sürekli dırdır etmek
complain till one is blue in the face f. makineli tüfek gibi konuşmak
stare someone in the face f. aşikar olmak
be a slap in the face f. bir tokat gibi inmek
talk until one is blue in the face f. bitap düşene kadar konuşmak
laugh in the face of f. alay etmek
throw something back in somebody's face f. elinin tersiyle itmek
throw something back in somebody's face f. (tavsiyeyi/öneriyi vb) geri çevirmek
throw something back in somebody's face f. (tavsiyeyi/öneriyi vb) reddetmek
stare someone in the face f. dik dik bakmak
stare someone in the face f. gözünü dikip bakmak
look someone in the face f. dik dik bakmak